6 Mayıs 2013 Pazartesi

seul Chronicles

Efenimmm selamın aleyküm...Yediklerim içtiklerim benim adlı yeni bir çalışmayla daha karşınızdayım... Koredeyken bu kadar yorulacağımı hiç tahmin etmezdim... Hele de düğün vs de girince araya, geceleri sinek gibi yatağa yapışır oldum... Sabahlarıysa jiletle bile kazıyamıyorlar :D
Dün ile bu günü birleştirip başlayalım anlatmaya...
Buraya gelirken gezip tozmanın yanı sıra iş için de geldiğimi yazmıştım... Ve ben iş için koştururken iki tane dünyalar tatlısı insanla tanıştım. Dün, onlar hafta içi çalıştıkları için buluşup konuşabildik nihayet... 
Sinsa'da buluştuk. Gangnam yakınlarında yani... Meğerse paşamların evi burdaymış, ben de diyordum neden Sinsa'ya gidiyorum... 
Sonra efenim, buluştuk ettik, iş güç konuştuk bitirdik, sıra gezmelere geldi...





Paşamzadeler bunlar,,, Benim için lakapları 2jin, zira ikisinin de adı jin ile başlıyor :D Karşımdaki jin chan ve yanımdaki de jin lee...Bir de dün bize katılamayan bir produksiyon arkadaşımız vardı ki o da telefon ile katıldı bize, moun yong...Ben tabi bu 2jin'e biraz enseye şaplak davransam da her biri bir yerlerin müdürü falan abilermiş, ama öyle boş beleş değil... Böyle biraz her kapıyı açan cinsten yani, Vayyy! arkadaş nerelere düştüm ki acep diye dolanıyorum kaç gündür:D




Böyle sevimli ama hiç de otantik olmayan bir restourant'ta yemek yedik...Garip, bence hiç bir özelliği yoktu ama sıra falan bekledik, adımızı falan yazdırdık... bilmem ne,,, baya olaylar, olaylar...
jin broder'lardan birinin işe dönmesi gerekiyordu, diğeri de gel bize gidip arabayı alalım sana bir şehir turu yaptıralım dedi...Metroyla karınca gibi yer altında takıldığım için sürekli olarak, süper olur diye atladım tabi ki...Bu arada Koredeki kankalarım bana ''Let's go, let's do eda'' diyorlar:D Bu kadar enerjiyi nerden buluyosun bacım sen yaww şeklinde :D 




Bunu da Türkiyede'ki bir garipliğimiz olarak çektim... Kaç zamandır da aklımdaydı zaten. Türkiye'de hani her kuaförün canımda posterler vardır ya,,, sanırsın Brad Pitt daha yeni çıktı dükkandan,,, saçlarını kestirmeye hep berber osman abi'nin dükkana geliyor ya:D Burda öyle birşey yok... Hatta ne bir afiş ne de başka birşey asmıyorlar camlara... Çok lazımsa dükkanın en kalabalık olduğu an'ın bir fotosu, bir de dükkan sahibinin fotosunu koyuyorlar, o da ne gerekse artık...

* Düğün için bir fön çektirdim, 25.000W ödedim yaa.. sandım ki dükkanı da benim üzerime yapacaklar:D Ama kadının maşallahı varmış, hala bozulmadı meret...




Efenim az gittik, uz gittik,,, dere tepe düz gittik...Geldik Han nehri'nin Gangnam tarafına...








Hani zaten insanlar da hep spor yapıyor vs muhabbetlerine artık girmeyeceğim... Sayfalarca yazdım daha önce ama, bu tarafta daha bir park gibi yapmışlar sahil şeridini... İnsanlar çadırlarını vs kapmış, gelmiş... mis gibi çimiyorlar,,,tabi ben de durur muyum yattım, yuvarlandım bi güzel çimlerin üzerinde:D








Sağolsun 2jin beylerimiz sayesinde gezdim, tozdum eğlendim... Tabi daha da önemlisi aramızda geçen diyaloglar ve bunların kalitesi idi...Korede insanlar biraz enteresan... Çok sevimli tatlılar falan da, biraz bi balık hafızası durumları var... Çoğu zaman aynı şeyleri tekrar tekrar soruyorlar ve ben anlatırken her seferinde aynı tepkiyle şaşırabiliyorlar... Bu cidden de bi yerden sonra sıkıcı olmaya başlıyor.Neyse ki şükür Allahım'a 2jinle mantıklı konuşmalar yapabildim tekrar etmek zorunda kalmadan... Zaten ben ne desem hemen araştırıp, o öyle değil şöyle... böyle yapsan çok hızlı çözersin vs bir çözüm ortaklığına giriştiler... jin chan Temmuzda İstanbul'a gelecek işleri için... O yüzden sürekli bir burda böyle, İstanbul'da şöyle diye karşılaştırdık iki şehri...

Jin lee, Seul'de mi yaşamak istersin istanbul'da mı dedi... Valla hacım seulde yaşarım çiçek gibi şehir kurmuşsunuz miss...dedim,,, ama, bizdeki insanlık- insanlarla olan süreklilik de seul'de yok onu da bilin yani...



Bu hanım da ev arkadaşım. Sürekli çalıştığı için görmem pek mümkün olamıyor ama, sözleşmiştik tek boş gününde buluşacağız diye... Hemen bir şeyler içmeye gittik.



Gece ilerledikçe acıkan bünyelerimiz için sağolsun söyle otantik bir yere götürdü beni... Ahhh Allahım ne yedik ne yedik... delirdik resmen. Bu arada mekanı da amerikalı bir çocuk işletiyormuş, biz müşteri sandık ama bir baktık hanımlar sipariş??? diye geldi yanımıza... Enteresan... 

Bu arada evden çıkarken kafası kıyak 2 metre bir adamla karşılaştık... Muhtemelen amerikan askeri... Yazık yokuş çıkmaya çalışıyordu,,, düştü yere...kolu falan kanadı...Yardım edelim bari dedik ama yanaşamıyoruz da adama zira fazlaca iri...Üstümüze filan düşer de Allah muhafaza şeklinde:D Oturttuk yere biraz kendine geldi, sonra da evinin kapısına kadar bıraktık... Hiç karşılaşmamıştım burda bu tarz bir durumla ama pazar olduğu için insanlar içkiye vermiş kendini... Gece sokaklar İstiklal'de saat 3-4 suları kıvamına büründü:D 


Dün kafamız bi milyon olmuştu... Ama yine de denemelerimiz sürecek dedik ve bir sürü soda ve böğürtlen şarabı aldık... Bokbunjaloo aslında buradaki adı... yöresel birşey, klasik şaraplara benzemiyor şekli de tadı da... Marmelat içer gibi ama çok lezzetliydi. Bu gün de gelirken getirmek için bir kaç şişe aldım.



Bu gün de attım yine kendimi sokaklara... Yarın bir toplantım var ve öncesine senaryo okumam lazım... Ne yapsam ne yapsam derken han nehri iyi bir okuma alanı deyip düştüm yollara... Ve her seferinde farklı bir sokaktan yürüdüğüm için Seul'un çukurcuması- antikacılar sokağını buldum... 



Vardım mis gibi nehrin kenarına... 3 saat kadar senaryo okudum. Götüm dondu af edersiniz... Neyse ısınayım biraz yürüyeyim de bari dedim...Yürümeye başlayınca gözüm kararıyor sanki. İnchon'a kadar yürüdüm...


Gece oldu artık dedim,,, halim de kalmamıştı attım kendimi dönüşte metroya artık... 
Sağolsun 2jin ve moun yong aradı toplantı için Edaaa fighting diye... süper yaa:D ama bendeki rahatlık da... aman hallederiz hacı yatın uyuyun şimdi:D dedim. ehh ben de yatıp uyuyayım değil mi...

2 yorum:

  1. Sorsaydın klibe kiralıyolar mıymış diye çukurcumada. O nedir arkadaş, 2 haftada prodüksiyon yapacak seviyeye geldi kız. İl kültür'ü buldun mu izin için falan?

    YanıtlaSil
  2. hahahah bulmam mı... bulmak bizim işimiz sonuçta:D

    YanıtlaSil