11 Mayıs 2013 Cumartesi

dip bucak seul...

 Günlerden sonra nihayet dışarı çıkmamın verdiği huzur... diyerek başlamak istiyorum söze...Sabah hava kapalıydı...yine mi yaaa diye gömdüm kafamı yastığa, bir de uyandım her yer günlük güneşlik ama saat akşam 5... hey dedim ben böyle bahtımı öpeyim...çıksam mı dışarı çıkmasam mı derken, attım kendimi sokağa...Ama içimden de hiç bir yere gitmek gelmiyor zira hava kararmak üzere, hiç foto çekemeyeceğim... Belki Nanta tiyatrosuna giderim dedim, yürüdüm metroya... Ama hiç de içimden gelmiyor zira yemek vs ucuz burada evet ama para birimi farkı neredeyse iki katı... Haliyle en ucuz olan dahi biraz pahalı ve namta tiyatrosu çok da eğlenceli olmasına rağmen 50.000W...Yani 90 TL:D:D Çüşşşşş deyişleriniz kulağımı çınlattı söyliyim... Bu tarz pahalı organizasyonları en sona bırakmak istiyorum ki, bol bol gezip bol bol yiyebileyim :D
Yani işte öyle mi olsa,böyle mi olsa diye bir olmamışlıkla metroya yürüdüm... Tam biniyordum ki ev arkadaşım aradı hadi yemek yiyelim dedi... Aaaaa süper falan zira burada yalnız yemek tam bir işkence... İnsanlar gözleriyle ezikliyor resmen, zaten porsiyonlar da devasa olduğundan yemediklerime de para ödemek koymaya başladı biraz... Çıktım geri metrodan, yürümeye başladım...



Burası noksapyeong metro durağı...Bi Avm içine mi çıkıyorum ne oluyor,,, Allah'ım günlerden sonra kayıp mı oluyorum derken,,,meğer biraz garip bir çıkış inşa etmişler...Bana bir küçük heyecan yarattılar... Valla Seul Belediyesine teşekkürleri bir borç bilirim zira her bir farklılık kayboldum hissi ve hafiften bir stres yaratıyor da bir damla yaşadığımı anlıyorum, sayelerinde:D



Ben tabi bir heyecan, bir heyecan,,, kore yemeği mi yesek, ızgara mı derken, beni çok saçma sapan bir yere götürdü...Irish cafe... İçmiden bir kamyon dolusu küfrettim yalan yok... Abi irlandaya gideydim bn o zaman ne geldim korelere 55saat uçtum daaaaa...Ortamı germedim, zaten hastayım hala ama artık daha fazla da yatıp yuvarlanacak vaktim yok... Şuracıkta son 12 günüm... Şinitzel istedim... tavuk ya n'olcak dedim tabii...Bir geldi ki et... Hatta et mi acaba...Limonlu falan da yapmışlar ne yedim belli değil :D Neyseee... İtaewon'a gidelim kahve vs içelim dedi... Ok dedim ve günü akşam ettik. Tam kalktık gidicez, yorgunum ya eve gitcem dedi... Kamyonla küfür tabi içimden...Ulenn günü de kaçırttın bana ne yapcam şimdi ben bu saatte...Attım kendimi metroya... Bayadır da aklımdaydı metro hatlarının en son durakları nasıl yerler ki acep diye... 
Zira itaewon için tam da sizin anlayacağınız dille bir tarif gerekirse, Gündüzleri biraz zekeriyaköy-biraz nişantaşı, geceleri ise tam da taksimin arka sokakları diyebiliriz. Akşam 9'u vurunca balkabağına dönüyor elit elit caddeler,,, kebapçılar... kaldırımda içenler... bir kalabalık, bir şenlik...



6. metro hattının son durağı Eungam'da indim. Tam da son durak diyemeyiz zira ring sefer yapmakta kendisi...Yürüdüm de yürüdüm... Süperdi.. Kurtuluş ana cadde mubarek :D İnsanlar asıl buralarda yaşıyororlar. Koca koca marketler, manavlar... Çok karanlık ve kapanmak üzereydi pek foto çekeyim diye zorlamadım kendimi... Bir sürü restorant var cadde boyunca nasıl ucuz yemekler anlatamam... 6000W- 7000W falan ve kore yemekleri...küçücük bir tabak değil yani... Hay ben bu gün taş mı yiyeydimmm diye homurdandım durdum içimden...

Şu metro haritasını da paylaşayım da ben burada metroların ustasıyım derken ne demek istediğim bi anlaşılsın ltf. Her renk farklı bir hattı temsil ediyor ve son duraklarda da yazıyor zaten hat numarası... Burada bütün olayınız sayılarla... bilmezseniz patladınız :D Ben işte o yukarıda çember oluşturan 6. hattı komple yürüdüm ve yine metroyla geri döndüm... Zaten ring alanı da olduğu için çok yakındı mesafeler... korkulacak kadar birşey değil.



Bu fotoyu kendime ve sevgili sevgilime ibret olsun diye çektim... Bizim otoparkımız da devasaymış..Biz de niye zolanıyorsak girmiyo bu araba beaaff diye.... 




İşte sokaklar, sokaklar... Bence ben Seul'un baya ücra köşelerine gittim... Tabi bilemeyeceğim kesinlik olarak ama... Vay arkadaş bi olay bişey yok mu iki bakalım, ne bakıyon ulen diyelim ne bileyim... iki gerginlik yaşayalım... Valla bu nası yer la... diye diye dolanıp duruyorum günlerdir...
Yukarıdaki fotoyu olur da ihtiyaç duyulursa diye paylaşıyorum. Düğün için ben de bu tarz bir yerden hanbok kiralamıştım... Her yerde yok tabi ki daha böyle insanların yaşadığı alanlardaki dükkanlarda var. Sonuçta neden Gangnam'da falan olsun ki... Oralarda ajummalar eve gelip- ölçü alıp- bir defa giymelik dikiverir de işi bitince çöpe atarsın... eh yani!!!




Yine bir sokaklar sokaklar çalışmasıyla aranızdayım... Ve şu anda anlam veremediğim bir yağmur yağıyor... Ulen yarın gezim var benim:((( Yarın dediğim de 4 saat sonra uyanacağım... Akm'nin önünden otobüs hareket edecek Jeonju'ya :D Set'e gider gibi... Jeonju hakkında pek bir bilgim yok tabi ki... İstanbul'dan Adapazarı'na gitmek gibi bir durum, seul dışında bir şehir... Turistler için ücretsiz bir tur...Sadece yiyip içtiğini ödüyorsun. Ve Tarihi yapısını korumuşlar şehrin...Süper eğlenceli gözüküyor. Gwanghwamun meydanından kalkıyor otobüs... Tabi öncesinden internetten pasaport no vs de girerek yer ayırtmak gerekiyor.

Şimdi siz okuyun, ben uyuyayım... sabah kafam açık bir şekilde instagram gününe başlayayım... Allahım yağmur yağmasın ltf...xoxoxox

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder