Dün'ü ve bu günü kısa özetler halinde aradan çıkarı vereyim...Biraz üşendim yazmaya zira böyle üzerimde bir kırgınlık, bi olmamışlık, bir yorgunluk hali var... Günlerin yorgunluğunu atmaya çalışıyorum sanırım biraz ve biraz da iş ile ilgili durumlara takıldım... o yüzden olsa gerek...
Zaten insomnia da bana malum olduğu için gündüz yat, gece takıl seanslarımız da kaldığı yerden devam ediyor...
Uzatmayayım pek de fazla,,, dün efenim yukarıda okumuş olduğunuz psikolojik sebeplerden dolayı saldım yine kendimi Namsan dağına... Koş Allah koş... boydan boya bir koşturdum dağda, süperdi... Ben uyurken yağmur yağmış ama açmış hava... toprak, ağaçlar...mis gibi kokuyordu...derin derin çektim içime ohhh...
Ya ben mümkünse Namsan'ı yanımda götürmek istiyorum, buna bir yol bulabilir miyiz acep:D
Ah benim sakuralarım... Hepsi döküldüler tabi...:D ama yine de çok mutluyum yetişip onları görebildim...Aralarında tepinebildim diye:D Namsan'da yeni fark ettiğim bir durum var o da şudur ki; İstanbul'da Arboretum var ya bilen bilir,,, o kafada her çeşit ağaç, çiçek vb birkilere yar vermeye çalışmışlar... Şu anda da adlarını bilemediğim bi sürü sarı kırmızı çiçekler ve bordo yapraklı ağaçlar var... İki günde bem beyazken bordo ve yeşile döndü koca dağ:D
Kaybolmak ne mümkün... her yerde tabela,,, korece ve ingilizce...
Gelelim bu güne... bu gün iki farklı kişiye birden söz vermişim:D anaaa bu gün cumamıydı yaaa oldum tabi ki...yataktan bir zıplayışım var sormayın...birini aradım ya kanka ben azcık kötüyüm, bi kırıklık var yatayım ben bu gün :D dedim...iyi dedi ne diycek :D diğer çingumla gittik hemen Simsa diye bir yere... Burası çok bağdat caddesi kafası bir yer... Hatunlar piyasaya gelmiş... Dükkanlar vs cadde buyunca ve pahalı da biraz... H&M ve ZARA'yı gördüm bi sevindirik oldum... aman ben nerde olduklarını bileyim de bir şey almak zorunda değilim dedim koptu zaten çocuk:D
Beni bir kore restoranına götürdü... Ulen zaten korede nereye gitcektiniz ki dediğinizi duyar gibiyim:D ama buranın özelliği şu... Herkes artık turistlik de olduğu için standart bir hizmet sunma yoluna gitmeye başlamış... Masada, sandalyede yiyorsun... Kaşık geliyor, çatal geliyor... Amcacım bizde bunlardan gani gani var zaten, ben old school takılmak istiyorum demek geliyor insanın içinden... O yüzden de, güzeldi yani mekan... çıkardık ayakkabılarımızı, oturduk yer soframıza...Efendi gibi yemeğimizi yedik:D Bu masa toplamda 24.000W. Merak ediliyormuş yemeklere ne kadar ödeme yaptığım, ne yediğim... Masada garnitür dediğimiz kimchi ve diğer turşular... farklı soğanlar(kavurma vs) var...Pirinç Şarabı içiyoruz ve bir de karides ve ahtapot olan içinde bir yemek sipariş ettik... Lezzetli olmasına lezzetliydi de ben bazen kendimi de anlamıyorum... Niye istedim ki bu yemeği... deniz ürünü yemem ben,,, oldu bir kere, geç uyandım duruma... bozuntuya vermedim sonra hihihi...
Bu da caddeler ile ilgili bir fikir olsun diye çekildi... Simsa da Gangnam sınırları içinde aslında... Nehrin öteki yakası... ama ben bi anlamadım oraları bir sevemedim... İstanbul'da da Tarihi yarım ada dışını da sevemedim bir türlü aynı hesap anlayacağınız... Güzel mi? evet... Lüks mü? evet... ama bir şeyler eksik kesinlikle... geziniyorsunuz da sadece geziniyorsunuz, insana kattığı bir şey yok gibi sanki... Zaten çekilen fotolardan da anlaşılıyordur,,, elim makinaya gitmiyor resmen :(
Bu ajumma'yı nerd korelilere örnek olsun diye çektim... kırklı yaşlarında falan... zaten kimsenin elinden telefonu düşmüyor da,,, bu ajumma da tv izliyor telefonundan... yaşlı başlı insanlar çakada çukada oyun oynuyor mesaj atıyorlar falan...
Kore insanları yaşamları başlığı altında bu günkü muhabbetimizi özetleyebilirim...
sürekli bir kore halkı çok çalışıyor bilinci oluşmuş ya bizde, yok öyle birşey... Daha da türkçesi- herkes gibi ve herkes kadar çalışıyorlar... Bizde de ne kadar çalışılıyorsa... Hele ki bizim sektörde hiç çalışmadıklarından oturdukları anları da iş yapmış olarak görüyor ve meşgulum yaaa ben diye düşünüyorlar ya ayar oluyorum :D Eee tabi ki fabrikasyon işleri daha fazla bizden, o nedenle fiziksel olarak yorgun oldukları gerçeğini unutmayalım... Ama çalışma süreleri, iş başlangıç ve bitiş saatleri birden daha mantıklı düzeylerde ve over time diye bir şey var abi,,, tıkır tıkır alıyorlar paralarını :D
Biraz devlet yönetimlerine falan da girdik muhabbette... Dedi ki sengbo, Kore savaşından sonra devlet başkanları Almanya'ya gidiyor...Kendince diyor ki onlar da biz de ağır bir savaşın altından kalktık,,, yıkıldık... ama onlar kendilerini nasıl toparlamışlar acaba??? Almanyadan ağlayarak dönmüş, oradaki yenilenen düzeni vs görünce... Biz de yapabiliriz demiş tabi... 40 yıllık bir kalkınma planı hazırlamış ve halka sunmuş... Çok çalışcaksınız vergi verceksiniz ama bunları bunları yapıcaz gibilerinden...Halk da beğenmiş bu kalkınma planını ve başlamışlar çalışmaya... İki kore olduğu ve kendi içlerinde savaş olduğu için kimse inanmasa da korelilerin milliyet kavramını önemsediklerine, aslında çok da milliyetçiyizdir dedi... neyse, bu başkanı 80'lerde falan bir suikast ile öldürüyorlar, halk tabi feryat figan... Yeni gelen başkan aynı kalkınma planına uymuyor ve hatta o dönemde bir sürü olaylar oluyor ve pek çok koreli de öldürülüyor, iç savaşımsı bir durum olmuş, gerçi o da kulaktan dolma bilgileri paylaşıyor benle ama yine de gerçek olaylar sonuçta ...Hatta izleyen var mıdır bilmiyorum ama Kim Ji Hoon kardeşimiz tarafından çekilen ''18 May'' diye bir film var ki, hem çok güzeldir, hem de 80ler döneminde tüm hükümetlerin biraz kafaları karışmış belli ki, dedirtir insana... tavsiye ederim merak edene...
Ehh işte o dönem biraz sarsılmış yeniden toparlamışlar sonrasında...Neo Seul olmuşlar başımıza:D Teknolojimiz olmasa ne yaparız bilmiyorum, o yüzden bunu riske etmek yerine geliştirmeye devam etmek daha kolay bizim için ve bundan dolayı da çalışmaya devam! diyor:D
Bunların dışında,,, nahanda şurdaki benim kilisem dedi, beni götürdü kiliseye... Gezdirdi falan...Ya kankamm bunlar reklam kokan haraketler de bende çalışmaz:D Kimseyi yargılamak gibi değil de ben size yakıştıramıyorum dedim...Yani beni ilgilendirmez sonuçta cihad bizim işmiz diye gezinmiyoruz şükür sokaklarda ama Uzak doğu dedin mi budist olur, şinto olur, tao olur, konfiçyüs olur... olur da olur ama hristiyanlık niye ki??? dedim... hee mavi ekranı gördünüz dimi o an:D
Heee son olarak küçük küçük kızlar yazıyo bana türkiye'den ne iş dedi:D ya sen o olaya kafanı takma dedim yaa... anlattım falan, çok güldük:D
Sonunda yarın düğün alayımız var,,, hayırlısı...itaewon sokaklarında takılmak da vardı ama yormak istemedim kendimi, yarın topuklu falan giycez hanbokların altına,,, onu da anlamadım ya neyse...
Okuyucularım maşallah artıyor da artıyor...Okuyun anam okuyun...Öpüldünüz.












Hiç yorum yok:
Yorum Gönder