1 Haziran 2013 Cumartesi

türk baharı!!!

bu gün yaşananlar ki aslında günlerdir devam eden Gezi Parkı eylemlerinin de sonucu bu durum, yazmadan geçmek istemedim. Zira Seul'e giderken tükendiğimi hissediyordum. Bu koşturmaca, bu yoğunluk, bu kendini kaybetmişlik nereye kadar sürecek, ya da ben ne kadarına dayanabileceğim acep diye... gittim ve çok da iyi oldu... seul'de bir deşarj oldum,,, garip garip olaylarla karşılaştım falan filan... buraları zaten az çok anlattım ve siz de okumuşsunuzdur. Ama bir durum var ki bu tarihi güne kısmetmiş onu da yazmak... Tarihi diyorum bunu da en altta açıklayacağım!
Gwanghwamun meydanına neredeyse seulde olduğum her gün gittim diyebilirim. Garip bir biçimde hem çok sevdim meydanı, hem de ne ileyim zaten farkında bile olmadan kendimi orada buluveriyordum her seferinde... neyse bir gün bir eylemci grup ile karşılaştım. Ulen aralarına girmiyim, kaynamıyım içlerinde falan diye kenardan kenardan geçerken bir de ne göreyim. grubun başında sadece tek bir polis var. İnsanlar meydan üzerinde işte neyse artık dertleri afişler sloganlar vs takılırken, polis orda caddeye de yakın olması nedeniyle meydan insanları caddeden uzak tutmak için ikaz ediyor ve trafiği de insanlara zarar gelmemesi için ikaz etmeye çalışıyor. Sonuçta eylem hali galeyana gelir de biri caddeye atlayıverir falan diye... Abi ne kadar şaşırdığımı anlatamam zaten bunu gördüğümde. Zaten kore'de akıllara zarar bir güvenlik, rahatlık ve huzur vardı. Ve tabi ki yönetimin de insana olan saygısı...
Gelelim bu günün tarihe çizgi çeken önemine. Başta belirtmek isterim ki; ben kendince fikirleri olan ama alabildiğine mesleki olarak ve diğer insanların da fikri hallerine saygımdan özellikle ve bunun için de çaba göstermek suretiyle apolitik bir insanım. Bunu belirtiyorum zira altta yazacaklarımı da yine apolitik kimliğim ile ve kesinlikle objektif olarak değerlendireceğim.
Günlerdir Gezi parkı'nda buunan ağaçların kesilmemesi için insanlar eylem yapmaktalar. Tabi ki belli belirsiz gruplar tarafından da provake ediliyor bu durum ama yüzde 90-95 samimi ve duruma karşılık yapılan eylemler bunlar. Olabildiğince de olay çıkarmadan saygınlık çerçevesinde kalmaya çalışılarak eylemler sürdürülüyordu gençler tarafından. Biz de tabii televizyonda görmek ne mümkün de internet üzerinden takip ediyorduk. Bu gün iki şey oldu! İlki günlerdir ne vali ne belediye başkanı ve de zaten olayların asıl muhattabı başbakan yaşanan olayları hiçe sayıyor, ne bir açıklama ne bir çözüm...sanki hiç var olmamış gibi davranıyordu ki medyamız da sağ olsun eksik kalmıyordu bu konuda...Polisleri diktiler insanların başına ve saldırı emrini de verdiler o kadar. Garibanların da işi o, eğitimsizler malesef polislerimiz, onlar da hemen galeyana geliyor ama neticede insanlar... Ellerinden geldiğince az çatışmaya girmeye çalışıyorlar ama bundan kaçarken de orantısız güç ve dikkatsizlikle daha büyük sorunlara da yol açıyorlar. Ama bu gün nihayet vali ve bld. başkanı açıklama yaptı- ki buna açıklama denmez- lafı ağızlarında geveleyip sonrasında da halkı suçladılar. Badem bıyıklı der dururuz ya, olay bıyıkta değil anam, badem zihniyette... anladık. Zaten son iki aydır İstanbul'u bu kadar zorlamak, insanları suçlamak, her durumda halkı polisle gereksiz yersiz yüz yüze getirmek gibi saçmalıklarından sonra, bir de ben yaptım olacak tavrı halkı sinirlendirmişti... bir de bu tarz talihsiz ve düşüncesiz açıklamalar insanları akıllarımızın eremediği bir biçimde bir araya getirdi ki sormayın... Ben ömrüm billah ne bir eyleme çıktım ne de öyle bir ruh haline bürünmüştüm... Ama bu gün tüm gün sokaklarda elimden geldiğince, dilimin döndüğünce hem insanlara yardım etmeye, hem de olayları ve bu haksızlığı protesto etmeye çalıştım... Ömrümde ilk kez biber gazı/ göz yaşartıcı gaz neymiş onunla da çeşitli çirkinliklerde tanıştım... Neyse bunlar da merak konusu değil. Anlatmak istediğim tarih çizer durumlar şunlar:
1: Taksim talimhane'de- ki oteller bölgesidir ve turist kaynar orası... rezil olduk zaten turistlere, o kadar reklam yap getir biber gazıyla uğurla:D bir kaç turiste durumu izah etmemiz icap etti...Zira nedenini bilmedikleri bir biçimde saçma saldırılara maruz kalıyorlardı, aramızdan geçmeye çalışırken... Ne zaman ki avm yapabilmek için ağaçlarımızı kesiyorlar dedik, saygılarını kazandık... Zaten dünya şu anda bizi konuşuyor, ve halkımızın doğaya olan saygısını... o kadar gurur duyuyorum ki şu anda anlatamam. Bize katılanlar bile oldu... gariplikler ötesi resmen...
bi diğer olay da gece 12 sularında eve dönerken artık- çünkü saatlerce koşturup, sloganlar atıp, polis zoruyla kardiyo yaptığımız için, üzerine bir de beleşinden bol biberli gazlarla da uğraşınca yorgunluktan ölmeden önce kendimizi eve atmak istedik... Tam mahalleye yaklaştık ki bir ses bir şıngırtılar... Kurtuluş ana caddede tüm insanlar sokaklara dökülmüş, elinde tencere tava kepçe,,, kadınlar yaşlılar,erkekler çocuklar demeden tatlı tatlı eğlenip eylem yapıyor:D Aman allahım o kadar acayip o kadar güzeldi ki anlatamam...gittik hemen üzerimize bir şeyler aldık döndük güzel insanların arasına...çünkü bu artık bir eylem olmaktan ya da ideolojik bir durum olmaktan çok öte halkın yaşadığı zulüme bir tepkisiydi ve bunu da en mantıklı makul yol ile birlik olduklarını göstererek yapmaya çalışıyorlardı...Herkesin dilinde 10. yıl marşı, bu gök deniz nerede var, nerede bu dağlar taşlar, bu ağaçlar güzel kuşlar diye diye kabımızı kaşığımızı vura vura eğlendik. Daha da iyisi insanlar birbirlerine karşı alabildiğine saygılı, alabildiğine samimi, güvenli idi. yanlışlıkla çarpsa özür diler, diri dönüp baksa koruyup kollar, bir provakatör görse (çoğunlukla terörist gruplar ya da kendini haklı gösterebilmek için insanları galeyana getirmeye çalışan polis ve siviller diyelim) onları tatlı dille ikaz edip, yapmayın çoluk çocuk burada aynı şey için özgür irademiz için uğraşıyoruz, kimsenin canına, kanına görmeyin diye ikaz eden bir grup olduk... O kadar gurur duydum o kadar mutlu oldum ki paylaşmadan geçemezdim. Hee sonra ne mi oldu, yedik bu tatlı grupla birlikte biber gazımızı, yorgun olanlar dinlenim ertesi güne zinde başlamak haklarını yeniden savunmak için eve döndü benim gibi... olmayanlar ya da kendini iyi hissedenler şu anda tüm istanbul'u temsilen sokaklarda.

Bu videoyu olur da bizim marşlarla zararsız eylemimize inanmak istemeyenler için ekledim...Umarım izleyebilirsiniz!!!





İnsanlar yapılan son açıklamalardan sonra tamamen kendi kanaatlerince sokağa dökülmüşler... taksime gitmeye çalışıyorlardı. Ve bir araya gelmemizi engelleyebilmek için yediğimiz göz yaşartıcı gazın haddi hesabı yoktu,,, ama birleştik yine de:D



Caddelerin hali... daha olaylar başlamadan önce tabi ki... ilerleyen fotolar daha fazla şey anlatacaklar...


Maskelerimiz bizi az da olsa korudu gaza karşı. Zira dibinde patlayan gaza dayanabilmek, nefes almak güç... Oysa ki biz bu eylemi zaten istanbul'da bir damlacık nefes gezi parkı diye başlatmıştık... Yüzümdeki beyazlıklar ise gazdan o kadar etkilenmiştim ki sağ olsun ilaçla müdahale etti bir kaç kişi... önümü göremiyordum.






Bu fotoda gördükleriniz ne acı ne üzücüdür ki gerçek... bulut değil gökyüzündekiler, sıkılan gazların yoğunlaşması... biz onların arasında derdimizi anlatmaya çalıştık azıcık da olsa...












Burası taksim- talimhane... zaten herkesi bir yere sıkıştırdılar ki bir araya gelip asıl çoğunluğu oluşturamayalım diye... Ama tüm takım taraftarları öyle bir organize olmuşlardı ki, istediklerini elde edemediler malesef... 





İşte sokakların hali... biz savaşmadık yalnız buna dikkat edelim!!!




















Burası da nişantaşı- harbiye arası... Bir yerden sonra işler çığırından çıktı... polis bize saldırdıkça bizim için her yer aynı olmuştu artık... İnsanlar öyle bir psikolojiye büründüler ki anlatamam, İstanbul'u işgal kuvvetlerinden almamız gerekiyordu, çünkü biz Mustafa Kemalin Askerleriydik... sloganlar havalarda uçuşuyordu...


Aclık- yorgunluk ve mutsuzluk... Ama türk olmanın da ohh bee nihayet haklı gururu...



















Bu da son artık yorgunluktan üşeniyorum da yazmaya, uyumam lazım... üstteki fotolar demin anlattığım mahallemin insanları... yaşlı genç demeden kabını kaşığını alan gece döküldü sokaklara yeniden... herkesin bir derdi vardı zaten devletle ama artık herkesin sadece tek bir derdi var, ve bunu da haykırıyor zaten... hiç ben yazmakla uğraşmayayım boşuna... Ve benim de savaş baltalarım, cezvem ve kaşığım:D:D

böyle anlattım, eğlendim, haklı olmanın da verdiği o gurur ile bağırdım haykırdım ama keşke herşey böyle güllük gülistanlık olsa...Öyle ya da böyle sebeplerden dolayı bu gün sadece benim bildiğim 6 kişi hayatını orantısız güç yüzünden yitirdi...Allah ailelere ve tabii herkese sabır versin, ve de insanlık...Çok kolay çözülebilecek sorunları halk ile inatlaşarak bu kadar büyütmek, ayyuka çıkarmak saçmalıktan başka bir şey değil çünkü...Umuyorum ki daha iyi bir geleceğe hazırlanıyoruz...

Türk'lük ırktan değil Türkiye sınırları içinde yaşayan tüm insanlardan gelir. 
Ne mutlu Türküm diyene!

we are just traying to save our trees- breath and humanity...
TAKSİM'DE OLANLARI DÜNYAYA DUYURMAK İCİN 5 DİLDE HAZIRLANAN BİLDİRİ - PAYLAŞABİLİRSİNİZ / SHARE PLEASE
FRANSIZCA - İNGİLİZCE - İSPANYOLCA - KATALAN - IBRANICE

Atención! La democracia turca les necesita!
Tras de una serie de manifestaciones pacíficas para proteger una zona verde recreacional en el centro de la ciudad de Estambul que está prevista para ser demolida para la construcción de un centro comercial, la policía turca atacó a los manifestantes, violentamente con gases lacrimógenos y cañones de agua a presión, apuntándoles directamente a las caras y los cuerpos. Decenas de manifestantes están heridos y el acceso al parque está bloqueado sin ninguna base legal. Los medios de comunicación turcos, controlados directamente por el gobierno o que tienen relaciones comerciales y políticas con el gobierno, evitan hablar de los incidentes. Las agencias de prensa, también, han bloqueado la circulación de información.
Por favor, comparte este mensaje para que el mundo este consciente del estado policial creado por AKP del Recep Tayyip Erdoğan, que a menudo está considerado como un modelo para los otros países de Oriente Medio. La democracia turca espera tu apoyo. Muchas gracias!

Atenció! La democràcia turca us necessita!
Després d’una sèrie de manifestacions pacífiques per a protegir una àrea d’esbarjo al centre d’Istambul que està prevista per a ser demolida per a la construcció d’un centre comercial, la policia turca ha atacat als manifestants, violentament amb gasos lacrimògens i canons d’aigua a pressió, apuntant-los directament a les cares i als cossos. Desenes de manifestants estan ferits i l’accés al parc està bloquejat sense cap base legal. Els mitjans de comunicació turcs, controlats directament pel govern o que tenen relacions comercials i polítiques amb el govern, refusen parlar dels incidents. Les agències de premsa, també, han bloquejat la circulació d’informació.
Si us plau, compartiu aquest missatge per a que el món sigui conscient de l’estat policíac creat pel AKP del Recep Tayyip Erdoğan, que sovint està considerat com a un model per als altres països de l’Orient Mitjà. La democràcia turca espera el teu suport. Moltes gràcies!

À VOTRE ATTENTION! LA DÉMOCRATIE TURQUE, ELLE A BESOIN DE VOUS!
En suite d’une manifestation pour la conservation d’un parc au sein du quartier central d’Istanbul qui est envisagé d’être démoli pour la construction d’un centre commercial, la police turque a lancée une attaque violente contre les manifestants paisibles avec du gaz lacrymogène visé directement sur les corps des gens et de l’eau à haute pression. Dizaines des protestants sont hospitalisés et l’accès au parc est bloqué sans base légale. Les médias turcs, qui sont directement contrôlé ou ont des liaisons politiques et économiques avec le gouvernement, refusent de traiter les incidents. Les agences de presse turques également bloque la diffusion de l’information sur les évènements.
SVP, diffusez ce message pour que le monde prenne conscience de l’état policier turc crée par l’AKP de Recep Tayyip Erdoğan, qui est souvent considéré comme un modèle exemplaire pour des pays du Moyen-Orient. La démocratie turque s’attend à votre soutien. Merci!

Attention! Turkish democracy needs you!

After a series of peaceful demonstrations for preserving a recreational area in Istanbul city center which is planned to demolished for the construction of a shopping mall, Turkish police attacked the protesters violently with tear gas and water cannon, directly targeting their faces and bodies. Dozens of protesters are hospitalized and access to the park is blocked without any legal basis. Turkish media, directly controlled by the government or have business and political ties with it, refuse to cover the incidents. Press agencies also blocked the information flow.
Please share this message for the world to become aware of the police state created by AKP of Recep Tayyip Erdoğan, which is often considered to be a model for other Middle Eastern countries. Turkish democracy expects your help. Thank you!

לתשומת לבכם/ן !
הדמוקרטיה בטורקיה זקוקה לכם/ן !
לאחר סדרת הפגנות שלוות לשימור אזור לרווחת התושבים, במרכז איסטנבול, שיועד להריסה לטובת בנייה של קניון, החליטה משטרת טורקיה לתקוף מפגינים באלימות, לפזרם בגז מדמיע ותותחי מים, המכוונים ישירות לפניהם וגופם !
עשרות מפגינים מאושפזים עם פגיעות פיזיות, הגישה לפארק נחסמה באופן לא חוקי. התקשורת הטורקית, הנשלטת ישירות על ידי הממשלה, או בקשרים עסקיים עימה, מסרבת לתעד או להתייחס לכל ההנ"ל !
כל הגישות לסוכניות עיתונות זרה – גם חסומות.
אנא שתפו הודעה זו, בתקווה שהעולם יתוודע למדינת המשטרה שיצרה מפלגת ה AKP ברשות ארדואן, ממשלה שנלקחת רבות כדוגמא למדינות נוספות במזרח התיכון.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder