12 Haziran 2013 Çarşamba

15 haziran, direnişten kendime not!!!


bu geceyi ne kalemler yazar ne kağıtlar taşır ben bilemem. Ama bir yalanı yaşayan Hükümet ve yerel yönetimlerin aynı yalana nasıl inandıkları, insanlara nasıl zulüm ettikleri kendi basınımız tarafından gösterilmiyor. Gösterilmiyor diyorum çünkü biz sinema çalışanıyız. Kamera açısı nedir, neyi nasıl gösterir biliriz. Tam polis müdahale edecekken başka açıya dönen kameralar, polisin anonsunu mikrofon yaklaştırarak alırken, polisi ikna edebilmek için toma'nın önüne geçen yaşlı amcanın ikna eden sözlerinde ses alamamalar... Allahım İNANAMIYORUM... gerçekten aklım hayalim almıyor da almıyor. Evde şu anda tüm kanalların internetten yayınlarını takip ediyorum, bir yandan CNN international veBBC yi izliyorum. Sokağımda teyzeler tencere tava çalarken eylem için, onlara atılan gaz sesleri... Ağlamaktan ne gözümde akacak bir damla yaş kaldı ne de bende ayakta durabilecek hal. Ben kendime geldiğimde videoları da paylaşacağım ama yine de siz bu anlatılanlara inanmak zorunda değilsiniz... Ama araştırmadan izlemeden de ne bir kimseyi eleştirin ne de oyunuzu verin.
Şu andaki ruh halimi şöyle bir anıyla anlatabilirim ancak. Yıllar önce, ben ilk okul 1. sınıfta iken Ağrı'nın patnos şehrindeydik. Halam öğretmendi ve onu yalnız bırakmamak için biz de onunla birlikte patnos'a gitmiştik. PKK Terörünün en etkili olduğu zamandı ve 1990-91 yılları ve bizim de kaldığımız lojmanlarda öğretmenleri kaçırır ya da öldürürlerdi. Evde camlarımız battaniye ile kaplı otururduk hep ve akşamları ışıkları açmazdık çoğu zaman. Evde kimse yok sansınlar diye... Ben ne zaman dışarı çıksam döndüğümde deli gibi döverdi benim halam ve babaannem. Korumak isterlerdi beni, sevdiklerinden idi... Küçüktüm ve başıma neler gelecebileceğini bilemez ve olası ihtimallerden korkarlardı... Ama bu 1990larda ve Ağrı'daydı.

Şu an 2013. İstanbul'un göbeğinde yaşıyorum. Parkımı koruyabilmek için sokağa çıkıyorum. Dayak yiyorum. Hakkımı savunmak isterken tehdit ediliyorum. Hayatıma-yaşamıma dolaylı yoldan kast etmiş olan PKK ile masaya oturan hükümet'in tehtidleri ben istediğimi yaparım tavırları, polisin bize karşı kışkırtılması bir yana şu an olası can kayıpları için çok üzülüyorum.Göz yaşı döküyorum. Nefes dahi alamıyorum. Taksim meydanı yanıyor, gezi'ye yakın yerler yanıyor...
Bu gün gözümüzle gördüklerimiz gerçekten akıllardan gidebilecek bir şey değil. Yaralanalar, dövülenler... Provoke eden polisler... neler neler. Sabahki Polisin taksime çıkışı ve anında türeyen provokatörler güya şu an yapılan eziyetin başlangıcı. Ama ellerinde telsiz, bellerinde silah, Toma'ları kendilerine yönlendiren 5-10 provokatör ile 1000 kişilik polisin 2 saat boyunca baş edememesi ve akşam meydana toplanan neredeyse 60-70.000 kişiyi meydandan dağıtmasının sadece 5 dk alması... tekerli sandalyesindeki marjinal engelli bir amcaya tomayla müdahele etmesi, çoluk çocuk dövmesi, ışıkların kesilmesi...yazmamız lazım, söylememiz lazım. Unutmamamız lazım diye sokağa çıkamıyor olmamın vicdan azabını atmaya çalışıyorum şu anda... ellerim titriyor, çok zorlanıyorum şu an.. Şu an tv'den duyulan ki daha da fazladır 400 küsür yaralı var sadece taksimde. Buna rağmen Polis gezide revire biber gazı atabiliyor. Bu kadar iyi güzel insanlara yapılan bu zulüm nedir diye... Şu an Gazi mahallesinden insanlar TEM otoyolunda taksime doğru yürüyor, çevik kuvvet saldırdı gerçi onlara da ama. İnanmak mümkün mü??? insanlar birbirlerni hala sakin kalmaya uyarıyor, kürtler- türkler- dinciler- ateistler birbirlerini yerden kaldırıyor, yardım ediyor. Başbakan- vali tehtid ediyor, polis saldırıyor. Siz polisinize emanetsniz diyor ama can güvenliğinizden artık mesul değiliz de diyor. Ve biz nasıl marjinal ya da terörist olabiliyoruz...Bu nasıl bir matematiktir. Delirmemek içten bile değil...Daha fazla devam edebileceğimi sanmıyorum.


Bizim gibi düşünmek zorunda değilsiniz ama lütfen düşünün...

Allahım sen aklımıza mukayet ol.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder